Üniversite öğrencileri: Arkadaşlarımız serbest bırakılana kadar ayaktayız
Pek çok üniversitede boykot ve forumlarla örgütlenen öğrenciler, başta tutuklu arkadaşlarının serbest bırakılması talebiyle mücadeleyi sürdürme kararlılığında.

Fotoğraf: MA
Nisa Sude Demirel
[email protected]
Muhalefete yönelik operasyonlara karşı 19 Mart’ta İstanbul Üniversitesinde gerçekleşen eylemin ardından pek çok üniversitede günlerce yürüyüşler, eylemler düzenlendi. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesiyle başlayan süreç, akademinin durumundan gelecek kaygısına kadar birçok soruna ilişkin taleplerle devam etti. ODTÜ öğrencilerinin boykot çağrısından sonra ise pek çok kamu üniversitesinde öğrenciler, boykot çağrılarına yanıt verdi. Yıldız Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi gibi pek çok üniversitede boykot ilan edildi. Eylemler sürecinde 301 gencin tutuklanmasıyla öğrencilerin asıl talebi sıra arkadaşlarının serbest bırakılmasına dönüştü. Açık ders, şenlik gibi etkinliklerle haftayı geçiren üniversitelerde araya 9 günlük tatil girdi. Peki şimdi üniversite öğrencileri 7 Nisan’dan itibaren kampüslerinde ne örgütleyecek, taleplerini nasıl yükseltecek? Öğrenciler Evrensel’e anlattı.
‘Sıra arkadaşlarımız tutukluyken bayram yok’
ODTÜ öğrencisi: 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun da içinde bulunduğu 105 kişinin gözaltına alınması Türkiye gençliği açısından birikmiş öfkenin patlama noktası oldu. Türkiye’nin birçok ilinden, üniversitelerden, liselerden, fabrika ve atölyelerden gençlik kesimleri; iktidarın senelerdir yaratmaya çalıştığı korku iklimini birliktelikleriyle kırdılar. ODTÜ öğrencileri olarak yaptığımız boykot çağrısı birçok üniversitede yankı buldu. ODTÜ öğrencileri dersleri boykot ederek açık dersler ve forumlar düzenledi, kurtuluşun birliktelikten geçtiğini de bu alanlarda tartıştı. Tek adam iktidarı mücadeleyi sindirmek amacıyla çoğunluğu üniversiteli genç olmakla 2000’e yakın kişiyi gözaltına aldı, 300’den fazla kişiyi ise tutukladı. Mücadeleyi bu şekilde püskürtemeyeceklerini anlayınca ise tatil süresini 9 güne uzattı. Ancak ODTÜ öğrencileri bu bayram sürecinde de dayanışmalarını büyütmenin yollarını buldu. Farklı bayramlaşma ve dayanışma yöntemlerini kullanarak mücadelelerinin sönümlenmediğini gösterdiler. Bu sürecin en büyük kazanımının mücadele deneyimi ve birliktelik olduğunu düşünen öğrenciler, somut talepler etrafında mücadelelerini kalıcılaştırmanın önemli olduğunu savunuyor. Kampüsün her köşesi, fakülteleri, bölümleri ve sınıfları bir direniş alanına çevrildi, ve 1 haftalık boykot da böyle örgütlendi. İktidarı sarsmak için mücadeleye atılan gençler, insanca yaşam talepleri karşılanana kadar bulundukları her alanı mücadele alanına çevireceklerini söylemeye devam ediyor.
‘Bayram sonrası aynı azimle eylemlere devam edeceğiz’
Hacettepe Üniversitesi İngilizce Dilbilim öğrencisi: 24 Mart Pazartesi günü boykota ilk başladığımızda her türlü toplanma, broşür kayyım rektör tarafından yasaklanmasına rağmen boykot yoğun katılımla geçmişti. Salı günü ÖTK ile aramızda ÖTK başkanının bizi terör propagandası yapmakla suçlaması gibi tatsız bir olay oldu, fakat onların iftira ve provokasyonlarına kanmadan kendisini alandan kovmayı başardık ve gün yine başarılı sonuçlandı. Hacettepe uzun zamandır apolitik olmasıyla ünlenmiş bir üniversiteydi. Bu sessizlik, İkbal ve Ayşenur cinayetinin ardından kitlesel bir eylemle bozulmuş, bir dayanışma ortamına zemin hazırlanmıştı. 19 Mart’ın ardındansa sessiz kalmaya devam edersek daha fazla özgürlüğümüzü kaybedeceğimizin farkındaydık ve bu seferki korkumuz hükümete karşı değil, hükümete sessiz kalma korkusuydu. Diplomamızı tehlikeye atmamak için bu zamana kadar hep sessiz kalmıştık, eylemlere katılmaktan kaçınmıştık. Ama İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin polis barikatlarının üstesinden geldiğini görmek bize daha da cesaret verdi ve o akşam sokaklara döküldük. Şimdi hak ve taleplerimiz için yapmamız gerekenler basit. Eylemlerin bayram sebebiyle azalmasına rağmen sadece boykotla bu kadar zarar görüyorlarsa, aynı azimle bayramdan sonra eylemlere devam edilirse yarattıkları sistemin çürümüş temelleri üzerine çökmesi çok zaman almayacak. Direne direne kazanılacağını tüm Türkiye’ye, hatta dünya kamuoyuna göstermemiz için tek yol direnişe devam etmektir.
‘Demokratik süreçler tüm sıra arkadaşlarımızı eylemlere dahil ediyor’
Bilkent Üniversitesi öğrencisi: Bilkent öğrencileri olarak, okulumuzun süregelen eylemsizliğini üzerinden atmak için temel ilkelerde birleşebileceğimiz, kapsayıcı eylemler düzenlemek için yoğun çaba sarf ettik. Üniversitelerin yaptığı genel akademik boykot çağrısına kayıtsız kalmayıp, sıra arkadaşlarımızı bilinçlendirmeye ve boykotlar çerçevesinde örgütlemeye başladık. Fakülte binalarımız içerisinde gerçekleştirdiğimiz kalabalık eylemlerimizle tüm üniversitemizin katılımını arttırmayı başardık. Eylemlerimizin monoton bir hal alması sorununun önüne geçmek adına alternatif planlar hazırlandı. Hem eylem ve boykot süreçlerine dair, hem de farklı akademik alanlarda arkadaşlarımız için öğretici ve katılımın tamamen serbest olduğu dersleri çim alanlarımızda vermeye başladık. Bilkent tarihinin en büyük eylemleri olarak tarihe geçecek bu süreçte, neler yapılacağına demokratik yöntemlerle yürüttüğümüz fakülte ve genel forumlarda karar vermeyi tercih ettik. Kimsenin yaşananlara kayıtsız kalmasını istemediğimiz için, okulumuzda bildiriler dağıttık ve Evrensel gazetesinin son baskılarını sınıf kapılarına astık. Bütün bunlardan kısa bir süre öncesine kadar hayatında hiçbir eylemde aktif yer almamış birçok sıra arkadaşımızın bu direnişe kendini adadığını görmenin gururunu yaşıyor, devam eden süreçte direnişimizi arttırarak sürdüreceğimizi umuyoruz. Yaşasın öğrenci dayanışması!
Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi: 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan öğrenci hareketi, bir başlangıç değil, yalnızca yeni bir dalgaydı. Bugün gençler olarak, bardağı taşıran son hamleyle karşı karşıyayız: Seçme ve seçilme hakkımızın yok sayılması, kaderimizi belirleme hakkımızın elimizden alınması. Beyazıt’ta bir grup öğrencinin barikatları aşmasıyla başlayan bu süreç, hepimizin içindeki umudu ateşledi. Yıldız Kampüsünde buluşarak gündemi tartıştık, boykot çağrılarını duyduk ve biz de arkadaşlarımızın çağrısını dinleyerek boykota çıkma kararını forumlarda kararlaştırdık. Boykotu; talep ettiğimiz demokratik üniversitelerin bir örneğini teşkil etmesi adına, her gün aldığımız forumlarda ortak kararlar alarak ilerlettik. Bu forumlarda gündelik gelişmeleri, demokratik üniversite tartışmalarını ve taleplerimizi tartıştık. Her gün düzenlediğimiz atölyelerde birbirimizden öğrenerek veya beraber zaman geçirip tartışarak dayanışma ortamını pekiştirdik. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey olduğunu biliyoruz. Hayatın her alanında uygulanan antidemokratik baskılar son bulana, İstanbul Üniversitesi yönetimi diploma iptali kararını geri çekene ve kampüslerde/sokaklarda polis şiddeti sona erene kadar sesimizi duyurmak ve hakkımız olan geleceği kazanmak için direnmeye devam edeceğiz.
Evrensel'i Takip Et